Atatürk’ün Akıllı Projeleri

Atatürk’ün önce Türkiye’yi kurtarmak sonra da Türkiye’yi yeni baştan kurmak için geliştirdiği askeri, siyasal, kültürel ve sosyo-ekonomik projeler Atatürk’ün akıllı projeleridir. Özer Ozankaya, bütün bu projelere “uygarlık projesi” adını vermiştir. “Türk Devrimi, devleti, aile kurumunu, eğitim kurumunu ve üstün değerler alanını demokratikleştiren bir devrimdir. Bunu da tutarlılık, dürüstlük ve içtenlikle yapmayı başarabildiği için bir uygarlık projesi değerindedir.”

Atatürk, akıllı projelerini çok uzun bir zaman içinde görerek, yaşayarak, okuyarak, çalışarak, düşünerek geliştirmiştir.

İşin sırrı “Akl-ı Kemal”dir. İşin sırrı “Mustafa Kemalce düşünmek”tir. Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemalce düşünmenin ne demek olduğunu şöyle ifade etmiştir:

“Mustafa Kemalce düşünmek demek; tahlil ve terkip etmek, şuurlaştırmak (çözümlemek, bütünleştirmek, bilinçlendirmek, düzenlendirmek/belli kurallara bağlamak), sistem haline koymak demektir. Bu usul Çanakkale’den Dil Kurultayı’na kadar aynı hız ve sırayı gösterir.”

Atatürk’ün doğup büyüdüğü 19. yüzyıl Osmanlı Devleti, sanayileşememiş, aydınlanamamış, ekonomik, siyasal ve kültürel bağımsızlığını neredeyse tamamen kaybetmiş, üstelik her geçen gün daha fazla emperyalist baskıya uğrayan bir ortaçağ imparatorluğudur. Çokuluslu ve yarı bağımlı bir ümmet imparatorluğu olan bu devlette Türk olmanın ne demek olduğunu bizzat yaşayarak gören Atatürk’ün kafasında daha çok genç yaşlarda geleceğin Türkiyesi’ne yönelik bazı düşünceler filizlenmeye başlamıştır. Bu düşünceler zaman içinde proje halini almış ve şartlar olgunlaştıkça da hayata geçirilmiştir.

Dünya tarihinde koca bir ömrü sadece milleti için tüketen belki de tek lider Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun bütün hayatı, asırlardır ihmal edilmiş, dışlanmış, hatta kimliksiz ve kişiliksiz bırakılmış Türk ulusunu özgür, bağımsız ve çağdaş bir millet haline getirmek için mücadele etmekle geçmiştir.

“İlkin yenilmiş, yıkılmış bir imparatorluktan iç ve dış düşmanlarla savaşarak yepyeni bir ulus, yepyeni bir devlet yarattı ve tarihte ‘yeni bir çağ’ başlattı. Atatürk, ulusal bağımsızlığı gerekçeleştirerek halk egemenliğine dayalı laik bir düzen kurdu. Laik sistem içinde kişisel ve toplumsal özgürlüğü sağlayarak hukuk düzenini değiştirdi. Ülkenin ekonomi alanında kalkınması için bütün olanakları kullandı. Yabancı devletlerin elinde olan kurumları (vagons-lits, reji vb.) devletleştirdi. Anayurdu ‘demir ağlarla’ ördü. GAP Projesi bile onundur -ama ancak 50 yıl sonra gerçekleşme evresine girdi.

Atatürk Türk ulusunu, önce emperyalizmden, sonra geri kalmışlıktan kurtarmak için savaşmış ve her iki savaşı da kazanmıştır. Kurtuluş Savaşı’yla emperyalizmi, devrimleriyle geri kalmışlığı mağlup etmiştir. Atatürk her iki zaferini “Türk Devrimi” olarak adlandırmıştır.

Atatürk 1927 yılında kaleme aldığı “Nutuk”ta: “Ulusal varlığı sona ermiş sayılan bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştığını,” söylemiş ve sözlerini, “En sonu tarihe mal olmuş bir çağın öyküsü,” diye bitirmiştir.

9 Mayıs 1935 tarihinde toplanan CHP 4. Kurultayı açış söylevinde de şöyle demiştir:

“…Uçurumun kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllar süren savaş… Ondan sonra içeride ve dışarıda saygı gören yeni vatan, yeni sosyete (toplum), yeni devlet ve bunları başarmak için sayısız devrimler: İşte Türk genel devriminin kısa bir deyimi (tanımı)…”

Atatürk “devrim” derken köklü bir değişimden söz etmektedir. Düşüncede, toplumsal hayatta, hukukta, eğitimde çok köklü derin bir değişimden… 5 Kasım 1925’te Ankara Hukuk Fakültesi’nin açılışında yaptığı konuşmada “Türk Devrimi”nin ne anlama geldiğini şöyle açıklamıştır. Önce, “Türk Devrimi nedir?” diye sormuş ve bu soruya şu yanıtı vermiştir: “Bu devrim sözcüğünün birdenbire akla getirdiği ihtilal anlamından ileride, ondan daha geniş bir değişmeyi dile getirmektedir: Ulusun varlığını sürdürebilmek için bireyleri arasında düşündüğü ortak bağ yüzyıllardan beri sürüp gelen biçimini, niteliğini değiştirmiş; ulus bireylerini din bağı ve mezhep bağı yerine Türk ulusçuluğu bağı ile toplamış bir araya getirmiştir. Ulus devrimlerin sonucu olarak… bütün yasaların, ancak dünyalık ihtiyaçlardan doğacağını, bunlar değişip geliştikçe ona ayak uyduracak bir görüş ve düşünüşün kendisini esenliğe kavuşturacağını. . . kavramış bulunuyor.”

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni iki temel ilke üzerine oturtmuştur. Bunlardan biri tam bağımsızlık, diğeri ise çağdaşlıktır.

Atatürk “tam bağımsızlığı” şöyle tanımlamıştır:

“Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir: Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek manasıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz bunu temin etmeden barış ve süküna erişeceğimiz inancında değiliz.”

Atatürk “çağdaşlaşma” konusunda ise şunları söylemiştir:

“Memleket mutlaka çağdaş, medeni ve yepyeni olacaktır: Bizim için bu hayat davasıdır: Bütün fedakârlığımızın faydalı bir sonuç vermesi buna bağlıdır… Halk müreffeh, bağımsız, zengin olmak istiyor: Komşularının refahını gördüğü halde fakir olmak pek ağırdır: Gerici fikirler besleyenler belli bir sınıfa dayanabileceklerini zannediyorlar. Bu katiyen bir vehimdir; bir zandır. Gelişme yolumuzun önünde dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenileşme yolunda duracak değiliz. Dünya müthiş bir cereyanla ilerliyor. Biz bu ahengin haricinde kalabilir miyiz?”

“Gezdiğim ve gördüğüm her yerde millet bilgisizlik ve taassuba (bağnazlığa) savaş ilan etmiştir: Medeniyet ve yenilik yolunda bir an kaybetmeye izni yoktur: Paslı beyinlerin şuursuz sözleri, milletin ortak ve müthiş öfkesiyle bunalmaktadır: Bunu gözlerimle gördüm.”

“Bugüne kadar elde ettiğimiz başarı, bize ancak ilerleme ve medeniyete doğru bir yol açmıştır; yoksa ilerleme ve medeniyete henüz ulaşmış değiliz. Bize ve torunlarımıza düşen vazife bu yol üzerinde tereddütsüz yürümektir.”

“Biz her görüş açısından medeni insan olmalıyız. Çok acılar gördük. Bunun sebebi dünyanın vaziyetini anlayamayışımızdır: Fikrimiz, düşüncemiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Şunun bunun sözüne önem vermeyeceğiz. Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini, medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler: Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız, en nihayet son felaket çamuruna batışımız bundandır: Beş altı sene içinde kendimizi kurtarmışsak, zihniyetlerimizdeki değişmedendir. Artık duramayız; mutlaka ileri gideceğiz, çünkü mecburuz! Millet açıkça bilmelidir: Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar; mahveder: İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde layık olduğumuz yeri bulacak ve onu koruyacak ve yükselteceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır.”

Atatürk, “Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar; mahveder. İçinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde layık olduğumuz yeri bulacak ve onu koruyacak ve yükselteceğiz. Refah, mutluluk ve insanlık bundadır” düşüncesiyle Türk ulusunun “medeniyet” yolunda ilerleyerek “Muasır (çağdaş) medeniyetler düzeyine ulaşmasını, hatta o düzeyi aşmasını istemiş; medenileşmek/çağdaşlaşmak için aklı ve bilimi “yol gösterici” olarak kabul edip devrimlerini gerçekIeştirmiştir.

Atatürk, “Efendiler vatan artık bayındır hale getirilmek istiyor; zenginlik ve refah istiyor: İlim ve bilgi, yüksek medeniyet, hür fikir ve hür zihniyet istiyor. Şeref, namus, bağımsızlık, öz varlık, vatanın bu isteklerini tam olarak ve hızla yerine getirmek için esaslı ve ciddi bir şekilde çalışmayı emreder. Dünyada her ulusun varlığı, değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı uygarlık yapıtlarıyla orantılıdır…” diyerek akıllı projelerini hayata geçirmiştir.

Şimdi gelin günümüzün seçim yatırımı çılgın projelerini bir kenara bırakıp Atatürk’ün yıllar önce geliştirip hayata geçirdiği akıllı projeleri görelim. Görelim ki Türkiye’nin nereden nereye geldiğini daha iyi anlayalım!..

Atatürk’ün belli başlı akıllı projeleri şunlardır:

ÇAĞDAŞ TÜRKİYE PROJESİ

TÜRK ULUS DEVLET (MİLLET) PROJESİ

RUMELİ SAVUNMA HATTI PROJESİ

ORDU İLE SİYASETİ AYIRMA PROJESİ

SPOR VE BEDEN EĞİTİMİ PROJESİ

ANADOLU’NUN İŞGALİNİ ÖNLEME PROJESİ (Kilis İskenderun Adana Savunma Planı)

ANADOLU’YA GİZLİ GEÇİŞ PLANI

ÖRNEK ÇİFTLİKLER (YEŞİL CENNET) PROJESİ

İDEAL CUMHURİYET KÖYÜ PROJESİ

HALKEVLERİ PROJESİ

GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ (GAP)

DEMOKRASİ PROJESİ

KEMALİST EKONOMİ MODELİ (KEM)

SOSYAL FABRİKA PROJESİ

UÇAK SANAYİ PROJESİ

DEMİRAĞ (DEMİRYOLU) PROJESİ

DİNDE ÖZE DÖNÜŞ PROJESİ

TARİH VE DİL TEZLERİ PROJESİ

MODERN ANKARA PROJESİ

YÜZEN FUAR PROJESİ

MUSİKİ VE SANAT PROJESİ

SAGLIK PROJESİ

ÇAĞDAŞ ÜNİVERİSTE (EĞİTİM) PROJESİ

İNSANLIK PROJESİ

Kaynak: Sinan Meydan – Akl-ı Kemal