<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.ozburun.net</title>
	<atom:link href="http://www.ozburun.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ozburun.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 00:58:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Eski Misirda Takvim ve Saat</title>
		<link>http://www.ozburun.net/eski-misirda-takvim-ve-saat.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/eski-misirda-takvim-ve-saat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 22:51:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sakli Gercekler]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Misirda Takvim ve Saat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yüzyillar once Misirlilar takvimlerini Sirius yildizina gore ayarliyorlardi.Takvimi 30 ar gunluk 12 aya bölmüslerdi. 12 ay disinda kalan 5 gunu her yila ekliyorlardi.Takvimleri simdi oldugu gibi toplamda 365 gun oluyordu.Günes takvimini bilmelerine karsin bunu uygulamamislardi günes takvimini kendi takvimlerine uydurmuslardi.Günes yerine Siriusu secmelerinin nedeni bilinmemektedir.Yalniz bir dusunce olarak Siriusun dogusunun Nilin tasmasiyla ayni ana denk gelmesi,Siriusu secmelerinin nedeni olarak ileri sürülmüstür.
Bunun disinda Misirda bir de dini takvim kullanilmistir.Bu takvim ay takvimine goredir önemli gunleri belirlemek icin kullanilmistir.Gunleride 12 ser saat olarak ikiye bölüyorlardi.Böylece dinsel inanclarina uygun bi durum ortaya ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan yüzyillar once Misirlilar takvimlerini Sirius yildizina gore ayarliyorlardi.Takvimi 30 ar gunluk 12 aya bölmüslerdi. 12 ay disinda kalan 5 gunu her yila ekliyorlardi.Takvimleri simdi oldugu gibi toplamda 365 gun oluyordu.Günes takvimini bilmelerine karsin bunu uygulamamislardi günes takvimini kendi takvimlerine uydurmuslardi.<span id="more-75"></span>Günes yerine Siriusu secmelerinin nedeni bilinmemektedir.Yalniz bir dusunce olarak Siriusun dogusunun Nilin tasmasiyla ayni ana denk gelmesi,Siriusu secmelerinin nedeni olarak ileri sürülmüstür.</p>
<p>Bunun disinda Misirda bir de dini takvim kullanilmistir.Bu takvim ay takvimine goredir önemli gunleri belirlemek icin kullanilmistir.Gunleride 12 ser saat olarak ikiye bölüyorlardi.Böylece dinsel inanclarina uygun bi durum ortaya cikariyorlardi.Gece ve gunduzun uzunluklarinin surekli degismesi bir gun oncesi zaman araliklarini ertesi gun gecersiz kiliyordu.Böyle bi sistemde zamani dogru göstermek gercekten zor istir.Yilda yalnizca iki kez gün dönümlerinde gece ve gunduz esit olur ki buda su anki kullandigimiz saat düzenidir.Günümüz teknolojisiyle uygulanabilinecek bu sistem Misirlilar tarafindan bundan yüzyillar oncesinde Misirda yasama gecmisti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Feski-misirda-takvim-ve-saat.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/eski-misirda-takvim-ve-saat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deja Vu</title>
		<link>http://www.ozburun.net/deja-vu.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/deja-vu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 15:02:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sakli Gercekler]]></category>
		<category><![CDATA[deja vu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Deja Vu, Fransızca bir kelimedir ve anlamı Zaten görülmüş olan demektir. Deja Vu yaşayanlar bu deneyimi daha önceden yaşamadıkları bir olayı sanki daha önce yaşamış kadar yüksek oranda bir benzerlik hissi içinde deneyimlemek şeklinde tanımlamaktadır. Ayrıca bu deneyime gariplik bir şeylerin ters gitmesi gibi duygular da eşlik edebilir. Genellikle yaşanan şey muazzam derecede tanıdık gelen ama yine de yeni bir olay şeklinde olurken, bazı deneyimlerde yaşananlar geçmişte yaşanmış bir olaymış gibi de algılanabilir.
 
Araştırmalar insanların %70 inin bu deneyimi hayatlarında en azından bir kez yaşadığını göstermektedir. Yani bu yazıyı okuyanların çoğunluğu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Deja Vu, Fransızca bir kelimedir ve anlamı Zaten görülmüş olan demektir. Deja Vu yaşayanlar bu deneyimi daha önceden yaşamadıkları bir olayı sanki daha önce yaşamış kadar yüksek oranda bir benzerlik hissi içinde deneyimlemek şeklinde tanımlamaktadır. Ayrıca bu deneyime gariplik bir şeylerin ters gitmesi gibi duygular da eşlik edebilir. Genellikle yaşanan şey muazzam derecede tanıdık gelen ama yine de yeni bir olay şeklinde olurken, bazı deneyimlerde yaşananlar geçmişte yaşanmış bir olaymış gibi de algılanabilir.<span id="more-70"></span><br />
 </p>
<p>Araştırmalar insanların %70 inin bu deneyimi hayatlarında en azından bir kez yaşadığını göstermektedir. Yani bu yazıyı okuyanların çoğunluğu bu deneyimi şahsen yaşadı.<br />
Deja Vu nun kökeni çok eskilere dayansa da, konuyla ilgili bilimsel araştırmalar 20 yüzyılda başlamıştır. Her ne kadar bu olayın temeli tam olarak bilinmese de, bilimsel yaklaşım bu deneyimin doğa üstü bir olay olmadığını, hafıza ile ilgili yaşanan bir anomali sonucu deneyimlenen olayın daha önceden yaşanmış gibi algılanmasından ibaret olduğu yönündedir.<br />
 </p>
<p>Her ne kadar Deja Vu olayları önceden görebilmek veya 6.his gibi psişik yaklaşımlara, önceki hayata ait hafızanın canlanması gibi daha da gerçek üstü yaklaşımlara konu olsa da, bilimsel yaklaşıma göre Deja Vu beynin hafıza merkezi ile alakalı bir hatadır. İncelenen örneklerde yaşanan olay daha önceden yaşanmışlık hissini verse de, hiçbir örnekte daha önce yaşanan olayın nerede, nasıl, ne zaman yaşandığına dair bilgiler bulunmamaktadır. Bu durumun muhtemel nedeni beyindeki kısa-zamanlı hafıza (şu ana ait bilgileri kaydeden) ve uzun-zamanlı hafıza (geçmişe ait bilgileri kaydeden) merkezlerinin farklı olmasıdır. Bir anomali sonucu beynin bilinçli kısmındaki kısa-zamanlı hafıza merkezi daha bilgiyi alıp işleyemeden aynı bilgi uzun-zamanlı hafıza kısmında işlenirse aradaki fark beynin anlık olayları işlemesinde bir hata yapmasına ve o an yaşanan olayın daha önceden yaşanmış gibi algılanmasına neden oluyor olabilir.<br />
 </p>
<p>Ayrıca bilim, Deja Vu deneyiminin bilinen hastalıklarla ilişkisini de incelemiştir. Şizofreni, kişilik bozuklukları, anksiyete gibi nörolojik bozukluklarla ilişkili olabileceği düşünülen bu deneyim, bu bahsedilen hastalıklarla bir bağlantı göstermemiştir. En büyük yakınlık temporal lob epilepsisi ile olmuştur. Araştırmalar göstermiştir ki, temporal lob krizleri gelmeden hemen önce Deja Vu yaşanabilmektedir. Bu yakınlık, nörolojik düzeyde anomoli yaratacak elektrik akımlarının Deja Vu&#8217;ya neden olduğu sonucunu güçlendirmektedir.<br />
Farmakolojik araştırmalar dopaminergic etkilerin Deja Vu görülme ihtimalini artırdığını göstermiştir. Amantadine ve phenylpropanolamine içerikli gribin semptomatik tedavisinde kullanılan bazı ilaçların karıştırılması sonucunda Deja Vu deneyimini belirgin şekilde arttırdığı rastlantı eseri tespit edilmiştir.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fdeja-vu.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/deja-vu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meclise Gerek Kaldi mi?</title>
		<link>http://www.ozburun.net/meclise-gerek-kaldi-mi.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/meclise-gerek-kaldi-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 15:22:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[akpinar]]></category>
		<category><![CDATA[meclis]]></category>
		<category><![CDATA[metin]]></category>
		<category><![CDATA[ozburun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[Meclisin temel görevi yasamadır, yani yasa çıkarmaktır. Milletvekilleri bunun için maaş alırlar. Sadece maaş almakla da kalmaz, dokunulmazlık kazanır, sağlık ve ulaşımla ilgili birçok ayrıcalıktan da yararlanırlar.
Hepsi helali hoş olsun, yeter ki görevlerini yapsınlar.
Meclis yasama görevini artık yapmıyor, çünkü bu görevi, “Kanun Hükmünde Kararname (KHK)” çıkarma yetkisi vererek hükümete devretti. Bu yetki hükümete ancak olağanüstü durumlarda devredilebilir, ortada benim gördüğüm kadarıyla olağanüstü bir durum yok. AKP de ortada olağanüstü bir durum görmüyor. Görseydi en azından bazı bölgelerde sıkıyönetim ilan ederdi. 
Öyleyse bu meclis, ya hükümete verdiği “kanun hükmünde kararname (KHK)” çıkarma ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Meclisin temel görevi yasamadır, yani yasa çıkarmaktır. Milletvekilleri bunun için maaş alırlar. Sadece maaş almakla da kalmaz, dokunulmazlık kazanır, sağlık ve ulaşımla ilgili birçok ayrıcalıktan da yararlanırlar.</p>
<p>Hepsi helali hoş olsun, yeter ki görevlerini yapsınlar.<span id="more-66"></span></p>
<p><strong>Meclis yasama görevini artık yapmıyor, çünkü bu görevi, “Kanun Hükmünde Kararname (KHK)” çıkarma yetkisi vererek hükümete devretti. Bu yetki hükümete ancak olağanüstü durumlarda devredilebilir, ortada benim gördüğüm kadarıyla olağanüstü bir durum yok. AKP de ortada olağanüstü bir durum görmüyor. Görseydi en azından bazı bölgelerde sıkıyönetim ilan ederdi. </strong></p>
<p>Öyleyse bu meclis, ya hükümete verdiği “kanun hükmünde kararname (KHK)” çıkarma yetkisini iptal edip yasama görevini yeniden icra etmeye başlamalı, ya da kendini lav etmelidir. Elbette bu iş AKP’li vekillere düşüyor, çünkü hükümete KHK çıkarma yetkisi verenler onlar.</p>
<p>Bu ülke bazılarının sandığı gibi zengin bir ülke değildir, üstelik zengin ülkelerde bile hiç kimseye çalışmadan maaş vermezler.</p>
<p> Anlaşılıyor ki AKP’li vekillerin ne yasama görevini yeniden üstlenmeye, ne de meclisi lav etmeye niyetleri yok, yatarak kazanmak belli ki hoşlarına gidiyor.</p>
<p>O zaman iş hükümete düşüyor. Zaten Başbakanımız yan yatanları hiç sevmez. Hatta duyduğuma göre çevresindekilere, “Meclis yan yatma yeri değildir!” demiş.</p>
<p><strong>O halde Başbakan ülkeyi gereksiz masraflardan kurtarmak için Meclis’i kapatmalıdır! </strong></p>
<p>“Yetkisi yok da ondan kapatmıyor” diyenler çıkabilir. O eskidendi&#8230; Şimdi hükümetin elinde taş gibi KHK çıkarma yetkisi var. Çıkarsın bir KHK, kapatsın meclisi! Böylece bu yoksul milletin parası çarçur olmaktan kurtulsun.  </p>
<p>Yazımın başında Meclis’in yetkileri ancak olağanüstü durumlarda hükümete devredilir, ortada olağanüstü durum yok demiştim. Yoksa yanılıyor muyum? Yoksa ortada bir savaş durumu mu var?</p>
<p><strong>Hükümet bugüne kadar KHK’lerle becerdiklerini meclisten yasa çıkartarak da becerebilirdi. Başbakan KHK çıkarma yetkisini Meclis’ten çıkaramayacağı bir yasayı zamanı gelince KHK ile halletmek için almış olabilir mi? </strong></p>
<p>Başbakan Meclis’ten her şeyi geçirdi ama Irak işgali için Türkiye topraklarının kullanılmasına izin veren tezkereyi geçiremedi, AKP grubu buna izin vermedi. Komşularımıza savaş açma kararına da izin vermez.</p>
<p>AKP’li vekillere soralım.</p>
<p><strong>KHK çıkarma yetkisi vererek siz hükümete komşularımıza savaş açma yetkisi de verdiğinizin farkında mısınız?</strong></p>
<p>ABD’nin ve Suudi Arabistan’ın baskısıyla Bakanlar Kurulu bir KHK çıkartarak Suriye’ye karşı savaş kararı alırsa, siz AKP vekilleri olarak ne yapacaksınız?</p>
<p><strong>Sorumluluklarınızı ve görevlerinizi hükümete devretmiş olduğunuzdan, Türk ve Suriyeli gençler emperyalistlerin çıkarları için ölürken, sizler Suudi Arabistan Kralı’nın davetlisi olarak Mekke’nin Kabe manzaralı süper lüks otellerinde keyif mi çatacaksınız? Yoksa Obama’nın davetlisi olarak Las Vegas’da tatil mi yapacaksınız?</strong></p>
<p>Aslında o durumda AKP’li vekillerin bir seçenekleri daha var. Bu seçenek de benden onlara hediye olsun.</p>
<p><strong>Türk ve Suriyeli gençler emperyalistlerin çıkarları için ölürken AKP’li vekiller hükümetten aldıkları tiyolarla borsada oynasınlar, köşeyi dönsünler.  </strong></p>
<p><strong>Çıkarılan bir KHK ile İMKB hükümete bağlandı nasıl olsa.  </strong></p>
<p>Başbakanımız şiir okumaya pek meraklıdır. Onun yerinde olsam bu günlerde şu şiiri okurdum.</p>
<p>Bir elimde meclis, bir elimde borsa</p>
<p>Umurumda mı dünya</p>
<p>Her gün başka bir alemde </p>
<p>Her gün başka bir dünyada</p>
<p>Bugün Sirte’de yarın Şam’da</p>
<p>Sefam olsun, sefam olsun</p>
<p><strong>A. Metin Akpınar</strong>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fmeclise-gerek-kaldi-mi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/meclise-gerek-kaldi-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne Oldu</title>
		<link>http://www.ozburun.net/ne-oldu.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/ne-oldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2011 13:10:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[erdogan]]></category>
		<category><![CDATA[esbaskan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Ne oldu da, Kuzey Afrika ülkeleri sıra, sıra yönetim değişikliklerine uğradı?
*Devrilen yönetimlerin uygulamaları, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından yıllardır bilinmiyor muydu?
*ABD ve Avrupa ülkeleri bu ülkelerin yer altı-yer üstü kaynaklarını yıllardır kullanmıyorlar mıydı?
*Devrilen diktatörlerin hırsızlık paraları bu ülkelerin bankalarında durmuyor muydu?
*Devrilen yönetimlerin yerine “Demokratik Rejimler mi” geldi?
*Irak’ta bir milyondan fazla insan ölmedi mi, 4 milyon insan yurdundan
olmadı mı? On binlerce Müslüman kadın tecavüze uğramadı mı?
*Irak’taki uygulamaları gören Mısır-Libya-Tunuslular, size demokrasi
getireceğiz aldatmacasıyla, ülkelerinin tüm zenginliklerinin
çalınacaklarını göremiyorlar mı?
Olan şu idi. Canavar artık az ile doymuyordu ve hepsini istiyordu!&#8230;
Büyük Ortadoğu Projesinin, Kuzey Afrika ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne oldu da, Kuzey Afrika ülkeleri sıra, sıra yönetim değişikliklerine uğradı?</p>
<p>*Devrilen yönetimlerin uygulamaları, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından yıllardır bilinmiyor muydu?</p>
<p>*ABD ve Avrupa ülkeleri bu ülkelerin yer altı-yer üstü kaynaklarını yıllardır kullanmıyorlar mıydı?</p>
<p>*Devrilen diktatörlerin hırsızlık paraları bu ülkelerin bankalarında durmuyor muydu?<span id="more-63"></span></p>
<p>*Devrilen yönetimlerin yerine “Demokratik Rejimler mi” geldi?</p>
<p>*Irak’ta bir milyondan fazla insan ölmedi mi, 4 milyon insan yurdundan<br />
olmadı mı? On binlerce Müslüman kadın tecavüze uğramadı mı?</p>
<p>*Irak’taki uygulamaları gören Mısır-Libya-Tunuslular, size demokrasi<br />
getireceğiz aldatmacasıyla, ülkelerinin tüm zenginliklerinin<br />
çalınacaklarını göremiyorlar mı?</p>
<p>Olan şu idi. Canavar artık az ile doymuyordu ve hepsini istiyordu!&#8230;<br />
Büyük Ortadoğu Projesinin, Kuzey Afrika kısmının çok sayıda nedeni vardır. Başlıcaları şunlardır;</p>
<p>*Dünya nüfusu bu hızla artmaya devam ettiği sürece önümüzdeki 50 yılda, “Açlık-Susuzluk” kaçınılmazdır. Dünyada ki ekilebilir tarım arazileri de bellidir. Yeni araziler kısıtlı ölçüdedir ve yerleri bellidir. Tarıma açılabilecek en büyük araziler Afrika’dadır. Afrika yer altı zenginlikleri açısından da çok verimlidir.<br />
Ayrıca enerji önümüzdeki yılların en önemli güç kaynaklarından biri<br />
olmaya devam edecektir. Enerji kaynaklarına sahip olanlar veya yakın<br />
olanlar gücü ellerine geçirmiş olacaklardır. Bunun için “Afrika Güneşi”, tüm Avrupa ülkelerinin gözünü diktikleri bir cazibe merkezi ve bedava enerji çeşidi olarak durmaktadır.<br />
İşte bunları gören ve yıllar önceden planlarını yapan ABD, 4<br />
Haziran 2009 da 1.Eşbaşkan Obama’yı Mısır’a gönderdi. Obama sözlerine “Esselamun Aleykum”<br />
diyerek başladı ve Kur-an’dan ayetler okuyarak devam ederek<br />
değişimin(!) işaretini verdi. Aradan iki yıl geçti, Nato’nun devreye<br />
sokulmasıyla tüm yönetimler iskambil kağıdı gibi devriliverdi.<br />
Diktatörlerin yıllar süren zulmünden bıkan halklar, yeni bir<br />
uluslararası sömürü cenderesinin altına girdiklerinin farkında bile<br />
değillerdi !&#8230;<br />
*1.Eşbaşkan Obama’dan iki yıl sonra, ilk etabı tamamlanan BOP Kuzey<br />
Afrika Projesinin açılışını yapmak üzere 2.Eşbaşkan Erdoğan Mısır’a<br />
gitti. O da Arapça konuştu, Kur-an’dan ayetler okudu, bol alkış aldı ve<br />
kendisini kalabalıklar karşıladı. Eşbaşkan Erdoğan görevini yerine<br />
getirmişti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fne-oldu.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/ne-oldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Ve Mu Kitasi</title>
		<link>http://www.ozburun.net/ataturk-ve-mu-kitasi.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/ataturk-ve-mu-kitasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 22:46:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sakli Gercekler]]></category>
		<category><![CDATA[ataturk]]></category>
		<category><![CDATA[kitasi]]></category>
		<category><![CDATA[mu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;M.Ö. 200.000 ile 70.000 yillari arasinda
Pasifik&#8217;te Mu adinda Avustralya&#8217;dan kat
kat büyük bir Kita mi vardi? Yüksek bir
medeniyet yarattiktan sonra batmis miydi?
Atatürk bu kitayla neden ilgilenmisti?&#8221;
&#8220;Türkler&#8217;in kökenini&#8221; ortaya çikarmak Gazi&#8217;nin en büyük isteklerinden biriydi. Cumhuriyetin ilk yillarinda Osmanlilar&#8217;in son dönemlerinde Türklük Akimlari üzerine yapilan arastirmalari derledi. Atatürk&#8217;ün istegiyle birçok bilim adami ve arastirmaci bu alanda arastirmalar yapti. Yabanci bilim adamlari davet edildi. 1930&#8242;da Türk Tarih Kurumu kuruldu. Çok zengin malzeme ve bilgilere ulasildi. Yine de Türkler&#8217;in nereden geldikleri tam açiklik kazanmadi.
Maya Diliyle Türkçe Arasindaki Benzerlik
1932&#8242;de emekli General Tahsin Bey Atatürk&#8217;ü ziyaret ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;M.Ö. 200.000 ile 70.000 yillari arasinda<br />
Pasifik&#8217;te Mu adinda Avustralya&#8217;dan kat<br />
kat büyük bir Kita mi vardi? Yüksek bir<br />
medeniyet yarattiktan sonra batmis miydi?<br />
Atatürk bu kitayla neden ilgilenmisti?&#8221;<br />
&#8220;Türkler&#8217;in kökenini&#8221; ortaya çikarmak Gazi&#8217;nin en büyük isteklerinden biriydi. Cumhuriyetin ilk yillarinda Osmanlilar&#8217;in son dönemlerinde Türklük Akimlari üzerine yapilan arastirmalari derledi. <span id="more-50"></span>Atatürk&#8217;ün istegiyle birçok bilim adami ve arastirmaci bu alanda arastirmalar yapti. Yabanci bilim adamlari davet edildi. 1930&#8242;da Türk Tarih Kurumu kuruldu. Çok zengin malzeme ve bilgilere ulasildi. Yine de Türkler&#8217;in nereden geldikleri tam açiklik kazanmadi.<br />
Maya Diliyle Türkçe Arasindaki Benzerlik<br />
1932&#8242;de emekli General Tahsin Bey Atatürk&#8217;ü ziyaret etti. Maya dili ile Türkçe arasindaki benzerliklerden bahsetti. Mayalar Meksika&#8217;da yasamislar, Türkler ise Orta Asya&#8217;dan gelmislerdi. Aradaki uzakliga ragmen, Gazi konuyla ilgilendi. Tahsin Bey&#8217;i Meksika&#8217;ya elçi olarak atadi. Ona iki dil arasindaki benzerlikleri ortaya çikarma görevini verdi.<br />
Tahsin Bey Meksika&#8217;ya gitti. Orada kendisine Amerikali Arkeolog William Niven &#8216;in buldugu tabletlerden bahsettiler. Maya dilinin kökeninin bu tabletlerde oldugu anlasilmisti. Türkçe ile Maya dili benzerlik bu tabletlerde aranacakti. Bu tabletler Tahsin Bey&#8217;i saskina çevirdi. Çünkü tabletler MÖ 200.000 ile 70.000 yillari arasinda Pasifik&#8217;de yer almis bir kitayi haber veriyordu. Kitanin adi MU idi. Avustralya&#8217;dan birkaç kat büyüktü. Yüksek bir uygarliga ulastiktan sonra deprem veya tufan sonucu battigi saniliyordu. Kaynakwh webhatti.com: <a href="http://www.webhatti.com/garip-olaylar/97408-mu-kitasinin-sirri-turkler-ve-ataturk.html" target="_blank" title="MU Kıtasının Sırrı-Türkler ve Atatürk"><img title="MU Kıtasının Sırrı-Türkler ve Atatürk" src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" alt="MU Kıtasının Sırrı-Türkler ve Atatürk" border="0" /></a><br />
Ingiliz Albay James Churcward Hindistan&#8217;daki tabletleri Tahsin Bey&#8217;e bilgi olarak sundu. Bunlar da kayip Mu Kitasi ile ilgiliydi. Ve Churcward 50 yil çalismisti bu tabletleri çözebilmek için. Bu konuda 5 kitap yayinlamis bir uzmandi.<br />
Tahsin Bey, ögrendiklerini, bulduklarini düzenli olarak Atatürk&#8217;e rapor ediyordu. Gazi; Churcward&#8217;in Mu ile ilgili kitaplarini getirtti ve 60 kisilik bir tercüme heyetine Türkçe&#8217;ye çevirme emrini verdi. Kitaplar basilmadi. Daktilo edilerek Atatürk&#8217;ün önüne kondular.<br />
Atatürk metinleri büyük bir dikkatle okudu. Insanin yaradilisini anlatan bölümle özellikle ilgilenmisti. Mu&#8217;nun insanligin ana vatani oldugunu nüfusun 64 milyona çiktigini anlatan bölümlerin altini çizmisti. Mu&#8217;da geçen Tanri kavramiyla da yakindan ilgilenmis, yaraticinin insan akliyla anlasilamayacagi, sekillendirilemeyecegi ve adlandirilamayacagi üzerinde durmustu. Tercümelerde Maya dili de dahil tüm lisanlarin Mu dilinden türedigi belirtiliyordu.<br />
Mu kitasinin batisini anlatan bölümde halkin &#8220;Ya Mu bizi kurtar.&#8221; diye bagirdigina dikkat çekerek Mu&#8217;nun bir ilah adi oldugu sonucuna vardi. Mu kökenli özel isim ve sifatlari, Öztürkçe ile karsilastirarak (Kui: kögü : Aile vb.) not aliyordu. Atatürk, önce Türkler&#8217;in kökenini ve Mu dilinin Türkçe ile baglantisini incelemis sonra da Mu sembollerini Latin alfabesiyle karsilastirmisti.<br />
Daha ilginç olan Mu&#8217;nun demokrasi ile yönetildigini ve günes enerjisinin aydinlatmada kullanildigini anlatan satirlarin altini çizmekle kalmamisti kendi notlarini da ilistirmisti.<br />
Bugün bu kitaplardan Kayip Mu Kitasi ve Mu&#8217;nun Çocuklari Anitkabir kitapliginda 1301, 1302 no ile kayitlidir. Çeviri metinleri ise kitaplikta 4 dosya halinde bulunur. Gazi&#8217;nin Mu ile ilgili çikardigi sonuçlari ne yazik ki tam olarak bilemiyoruz.<br />
Emekli general Tahsin Mayatepek Meksika&#8217;daki arastirmalarinda çok daha fazlasini bulmustu. Maya, Aztek ve Inka uygarliklarinin Türkler&#8217;in kullandigi esyalara benzer esyalar kullandigini Atatürk&#8217;e iletmisti. Davullar, kalkanlar üzerlerindeki ay ve yildiz sembollerine kadar bizimkilere benziyordu. Tahsin Mayatepek, çalismalarini belge ve fotograflarla 3 ciltlik defter olarak toplayarak Kaynakwh webhatti.com: <a href="http://www.webhatti.com/garip-olaylar/97408-mu-kitasinin-sirri-turkler-ve-ataturk.html" target="_blank" title="MU Kıtasının Sırrı-Türkler ve Atatürk"><img title="MU Kıtasının Sırrı-Türkler ve Atatürk" src="http://www.webhatti.com/smiley.gif" alt="MU Kıtasının Sırrı-Türkler ve Atatürk" border="0" /></a><br />
Atatürk&#8217;e gönderdi. Bunlarin ikisi 70&#8242;lere kadar TDK kütüphanesinde idi. (No:57-56) Üçüncü defter kayiptir. Bu defterlerde dini tören, ibadet ve tapinaklarin bile sasilacak kadar benzerligi gösteriliyordu.<br />
Atatürk&#8217;ün 6 ay gibi bir sürere Türkçe&#8217;yi Latin harflerine kavusturacak kadar bilgili ve yetenekli oldugu düsünülürse, onun kesinlikle siradan bir dil bilimci ve tarihçi oldugu düsünülemez. Öyleyse bu arastirmalari da siradan bir merak olamazdi. Yine O, neyi nerede arayacagini herkesten iyi biliyordu. Bugün Atatürk&#8217;ün gizli kalmis düsünceleriyle birlikte bu arastirmalar da Anitkabir&#8217;in sessizliginde uyumaya devam ediyorlar. Eger gerçekten var olduysa, Mu Kitasi&#8217;nin kalintilarinin Pasifik&#8217;in derinliklerinde durdugu gibi&#8230;</p>
<p><object id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" width="320" height="240" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=6537619342680244633&amp;hl=fr&amp;fs=true" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed id="VideoPlayback" style="width: 400px; height: 326px;" width="320" height="240" type="application/x-shockwave-flash" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=6537619342680244633&amp;hl=fr&amp;fs=true" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" /></object>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fataturk-ve-mu-kitasi.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/ataturk-ve-mu-kitasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Iki Elim Iki Acundada Yakanizdadir</title>
		<link>http://www.ozburun.net/iki-elim-iki-acundada-yakanizdadir.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/iki-elim-iki-acundada-yakanizdadir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jul 2011 17:28:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[sehid]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Gene ben Şehit Bebek… Cennette saf tutmuş vatana katılan yiğitlerimizi beklemekteyiz. Alim Yarbay gene “Roket”lerinin başında. Roketler suskun… “Ölürüm Türkiyem” türküsünü söylemiyorlar.
Mustafa Kemal mareşal üniformasını giymiş, çizmeleri ayağında… Elindeki kamçı ile çizmelerine vurmakta….
Her taraf sessiz. Ne bir kuş ötüşü ne de bir çiçek kokusu duyuluyor … “Kan çiçekleri” açmış, taç yapraklarında “Şehidimin göz yaşları”
Aslında şehitler sessizce “TÜRKÜ” çağırıyorlar. Türkiye duymuyor..
ONLAR geldiklerinde sessizce kucaklayacağız onları. Neden buradasınız diye soracağız onlara, neden?..
Adana’nın Ceyhan ilçesinden Uzm. J.I. Kad. Çvş. Gökhan yıldırım cevaplayacak bizi belki de…
“Obama’nın tavsiyesine(!) uyarak “Demokratik Açılımı” uygulayanlar bizi gönderdi buraya.”
Mustafa ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gene ben Şehit Bebek… Cennette saf tutmuş vatana katılan yiğitlerimizi beklemekteyiz. Alim Yarbay gene “Roket”lerinin başında. Roketler suskun… “<strong>Ölürüm Türkiyem</strong>” türküsünü söylemiyorlar.<br />
Mustafa Kemal mareşal üniformasını giymiş, çizmeleri ayağında… Elindeki kamçı ile çizmelerine vurmakta….<br />
Her taraf sessiz. Ne bir kuş ötüşü ne de bir çiçek kokusu duyuluyor … “Kan çiçekleri” açmış, taç yapraklarında <strong>“Şehidimin göz yaşları”</strong><br />
Aslında şehitler sessizce “TÜRKÜ” çağırıyorlar. Türkiye duymuyor..<br />
ONLAR geldiklerinde sessizce kucaklayacağız onları. Neden buradasınız diye soracağız onlara, neden?..<span id="more-42"></span><br />
Adana’nın Ceyhan ilçesinden <strong>Uzm. J.I. Kad. Çvş. Gökhan yıldırım</strong> cevaplayacak bizi belki de…<br />
<strong>“Obama’nın tavsiyesine(!) uyarak “Demokratik Açılımı” uygulayanlar bizi gönderdi buraya.”</strong><br />
<strong>Mustafa Güney ” Bölücü başı Öcalan’la müzakere masasına oturanlar…” diyecek. Mehmet Kaz, Necmettin, Ufuk, Noyan, Emrah “Habur Rezaleti” diye seslenecekler kızgınlıkla..<br />
</strong><br />
<strong>Aykut, Barış, Ethem, Vefa, Gökhan” O densiz kadına, “Demokratik özekliğimizi ilan ettik.” dedirtenler, vatanı bölmeye kalkan hayasızlara sessiz kalanlar” diye haykıracak…</strong><br />
Derinden gelen bir ses “Bu sisteme evet diyenler gönderdi bizi buraya” diyecek…<br />
Sessiz türkü devam edecek, şehitler “TÜRKÜ” çağıracak. Toprak ağlayacak hıçkırarak, kayalar titreyecek, gökyüzü isyan edecek..<br />
Bir ana seslenecek, yiğidini toprağa verirken ” Ey açılımcılar, Apo’yla müzakere edenler, Kandil’e ABD’den izin almadan asker göndermeyenler, iki cihanda da elim iki yakanızdadır.<br />
Oğullarımın katilleri, Eşbaşkan’ın yandaşları, Türk ordusunu tüketenler, PKK ile savaşanları Hasdal’a, Silivri’ye gönderenler, haberiniz ola, iki elim iki cihanda da yakanızdadır.<br />
Hala dostluktan, kardeşlikten dem vuranlar gelmeyin oğullarımın cenazesine… Bayrakları hüzünlü kılmayın. Bastığınız topraklar, içtiğiniz su, yediğiniz ekmek bile af etmeyecektir sizi.<br />
Saf tutmayın oğullarımın cenazelerinde. Şehitler ayağa kalkacak, tükürecektir arsız yüzlerinize…”<br />
Bir kadın hiç tanımadığı bir şehidin ardından ağıt yakacak, yiğitler, yiğitler vatana katılacak…<br />
Bir baba “Yiğidim, aslanım” diyerek sarılacak ay yıldızlı tabuta…<br />
Tekerlekli sandalyedeki bir gazi, kesik bacaklarına bakıp avuçlarını kanatırcasına sıktığı “Şeref Madalyası”nı gizlice cebine koyacak.<br />
Ak pürçekli bir nene, torunun ayağına son kınasını yakacak…<br />
Kıbrıs gazisi bir dede, sadece kızının çocuğu için değil, Kıbrıs için de göz yaşı dökecek…<br />
Bu sefer yer yarılacak, gök titreyecek<br />
Şehitler… Kuvvâyi Milliye şehitleri çıkacak mezarlarından. “Biz toprağın altında, siz üzerinde derin uykulardayken düşmanlar ve onların işbirlikçileri sardılar ülkemizi.” diye seslenecekler size. Uyanacaksınız, vaz geçeceksiniz toprağın üstündeki uykularınızdan, tüm farklılıklarınızı öteleyip bir araya geleceksiniz.<br />
Antalya, İstanbul, İzmir, Adana, Tekirdağ ve nice şehirde vatanı bir kez daha vatanlaştıracaksınız. ABD emperyalizminin maşalarına sesinizi duyuracaksınız. <strong>… Komutanı sancak olan bayraklardan bir ordu kurulacak…<br />
Şeref&#8230;..re, alçaklara… Hayır, böyle bile hitap edemeyiz onlara. Çünkü bu sıfatlar, insanları betimler. Yüzlerine bile tükürmeye değmez bu mahlukatlara bu vatanın bölünmez bir bütün olduğunu öğreteceksiniz.<br />
Ben Şehit Bebek… Eğer hala “Toprağın üzerindeki derin uykulara” hala devam ederseniz, bilin ki benim de her iki cihanda da iki elim yakanızda olacaktır.<br />
“Kan gülleri”nin dikenlerinin acısı hiç tükenmesin yüreğinizde.<br />
</strong><strong>Yeni bir Bağımsızlık Savaşı’na doğru giden İstiklâl Yolu’nun taşlarını döşeyin.<br />
Mustafa Kemal kanla, irfanla ve devrimle çizilen MİSAKI MİLLİ Türkiye’si için, “Hedefiniz TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’dir, İLERİ” emrini yeniden verdi.<br />
Uyanın ve ayağa kalkın !…<br />
Ben ŞEHİT BEBEK… Sözün bittiği yerdeyiz artık….</strong><br />
<strong>“Dövüşe, dövüşe yürüyeceğiz.”</strong></p>
<p><strong>Figen Özen<br />
</strong></p>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fiki-elim-iki-acundada-yakanizdadir.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/iki-elim-iki-acundada-yakanizdadir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Feneri</title>
		<link>http://www.ozburun.net/deniz-feneri.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/deniz-feneri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 22:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[feneri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[AKP&#8217;ye uzanan kanallar tıkanmaya çalışılıyor&#8230;
Bir sanık aynı suçtan iki yerde yargılanamıyor. Türkiye&#8217;deki davada iddianame hazırsa, Almanya&#8217;da takipsizlik verilecek ve dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na gönderilecek.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın yürüttüğü Almanya&#8217;daki ikinci &#8220;Deniz Feneri e.V&#8221; bağlantılı soruşturma kapsamında RTÜK eski Başkanı Zahit Akman, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Kahraman, Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesi İsmail Karahan ile Finans Müdürü Erdoğan Kara gözaltına alındılar.
Akman ve Karaman ile diğer şüphelilerin gözaltına alınması, savcılığın Deniz Feneri e.V iddianamesini hazırlama aşamasına geldiği ve mahkemeye sunacağı iddialarına neden oldu. Eğer ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKP&#8217;ye uzanan kanallar tıkanmaya çalışılıyor&#8230;</p>
<p>Bir sanık aynı suçtan iki yerde yargılanamıyor. Türkiye&#8217;deki davada iddianame hazırsa, Almanya&#8217;da takipsizlik verilecek ve dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na gönderilecek.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın yürüttüğü Almanya&#8217;daki ikinci &#8220;Deniz Feneri e.V&#8221; bağlantılı soruşturma kapsamında RTÜK eski Başkanı Zahit Akman, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Kahraman, <span id="more-39"></span>Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesi İsmail Karahan ile Finans Müdürü Erdoğan Kara gözaltına alındılar.</p>
<p>Akman ve Karaman ile diğer şüphelilerin gözaltına alınması, savcılığın Deniz Feneri e.V iddianamesini hazırlama aşamasına geldiği ve mahkemeye sunacağı iddialarına neden oldu. Eğer böyle olursa Almanya&#8217;da ikinci Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürüten Alman savcılar &#8220;takipsizlik kararı&#8221; verecek ve dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na gönderilecek.</p>
<p>Alman savcılar &#8220;Asıl failler Türkiye&#8217;de&#8221; dedikleri Deniz Feneri e.V soruşturmasında hazırladıları fakat mahkemeye sunmadıkları iddianamede şu sptamayı yaptı:</p>
<p>&#8220;Zimmete geçirilen paralar Türkiye&#8217;de AKP gibi partiler ve islami örgütlerin finansmanında kullanılmıştır&#8221;. (Sayfa 5-6). Bu iddianın mahkemece suç olarak kabul edilmesi durunmunda AKP, olası bir kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, bu iddialara yer verilip verilmediği ise merak konusu.</p>
<p>Dünkü gözaltılardan önce Almanya&#8217;da ilginç bir gelişme yaşandı. Almanya&#8217;da 1. Deniz Feneri Davası^&#8217;nda suçlu bulunarak 5 yıl on ay hapis cezasına çarptırılan Deniz Feneri Derneği yöneticisi Mehmet Gürhan, tutuklu bulunduğu Hünfeld Hapishanesi&#8217;nden 4 Temmuz 2011 günü yaklaşık 4 saaatliğine serbest bırakıldı. Süresi dolduktan sonra tekrar cezaevine dönen hükümlü Gürhan&#8217;ın serbest bırakılması, Alman yasalarına göre cezası bitmek üzere olan suçlunun &#8220;sivil hayata alıştırılması&#8221; kapsamında.</p>
<p>Cengiz: Deliller karaltıldı</p>
<p>Yüzyılın bağış skandalı olarak adlandırılan ve Almanya&#8217;nın &#8220;Asıl failler Türkiye&#8217;de&#8221; dediği 2. Deniz Feneri e.V davasının Türkiye ayağındaki soruşturma, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Cengiz&#8217;in suç duyursu üzerine başlatıldı. Gözaltılardan sonra açıklama yapan Cengiz, &#8220;Kapatılması mümkün olmayan bir durum. Yaklaşık 3 yıla yakın süredir deliller belli ölçüde karartıldı. Ancak deliller o kadar çok ve açık ki kapatılması mümkün değil&#8221; dedi.</p>
<p>Gözaltılar seçim sonrası</p>
<p>Yolsuzluğu Alman savcılardan önce SPK müfettişlerinin de tespit ettiğini kaydeden Av. Cengiz şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;SPK müfettişlerince 2004 yılında başlatılan ve 2007&#8242;de sonuçlandırılan raporda yolsuzluk bütün çıplaklığı ile belirlendi. Ancak Başbakanlık bu raporu hasıraltı etmiştir. Savcılığa bildirilmesi istenen rapor savcılara iletilmedi. 12 Haziran seçimlerinde aleyhlerina olacağı için seçimler yapılana kadar üstü örtülmüş, seçimlerden sonra gözaltılar gerçekleştirilmiştir. Şimdi AKP&#8217;ye uzanan kanallar tıkanmaya çalışılıyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Başbakan dinlenilsin&#8221;</p>
<p>Almanya Frankfurt Eyalet Mehkemesi savcılarıu , Deniz Feneri Derneği ve Kanal 7 hakkında kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamasıyla hazırladıkları iddianamenin 42. sayfasında şöyle yazdı:</p>
<p>&#8220;Soruşturma süresince soruşturmalara davamlı siyasi etki yapılmaya, bilhassa Türk Hükümeti taraından devam etmekte olan tutukluluğa mani olunmaya çalışıldı.&#8221;</p>
<p>Farnkfurt Savcılığı, 25 Haziran 2007 günü başlatılan soruşturma için Türk makamlarındaan bazı talepleri içeren bir dosyayı Ankara&#8217;ya gönderdi. AKP Hükümeti ise bu dosyayı Mali Suçları Araştırma Kurulu&#8217;nda (MASAK) yıllarca bekletti. Davznın savcılarından Doris Möeller-Scheü de soruşturma kapsamında Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın ifadesinin alınmasını talep ettiklerini belirtti.</p>
<p>Burak Erdoğan kurye mi?</p>
<p>Tayyip Erdoğan&#8217;ın oğlu Burak Erdoğan&#8217;ın ise kara para hareketlerinin yaşandığı dönemde Deniz Feneri ve Kanal 7 Almanya&#8217;nın bulunduğu binaya sık sık gelip gittiği Alman savcılğı tarafından saptanmıştı. Alman savcılığı, Burak Erdoğan&#8217;la ilgili olarak kuryelik kuşkusu üzerinde duruyordu. O dönem bazı yayın organlarında &#8220;Burak Erdoğan kurye mi?&#8221; sorusu ortaya atıldı.</p>
<p>Burak Erdoğan, Başbakan&#8217;ın oğlu olarak VİP salonunu kullanıyor ve eşyaları aranmıyordu.</p>
<p>Kanal 7&#8242;yi Tayyip kurdu</p>
<p>Gazeteci Sebahattin Önkibar, Kanal 7&#8242;nin kuruluşunda Tayyip Erdoğan&#8217;ın oynadığı rolü anılarında açıkça anlatıyordu. Önkibar, 1993&#8242;te Melih Gökçek&#8217;in kendisine telefon ettiğini ve o yıllarda Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olan Tayyip Erdoğan&#8217;ın kendisiyle görüşmek istediğini belirterek şunları ifade ediyordu:</p>
<p>&#8220;Tayyip Bey&#8217;in yanında Gökçek&#8217;in dışında iki isim var. Biri bugün Kanal 7&#8242;nin sahibi olan Zekeriya Kahraman, diğeri de bugün RTÜK&#8217;ün başında olan Zahit Akman.(Onlar da şahittir bu görüşmeye). Erdoğan yemek boyunca kureacakları televizyon kanalı (Kanal 7) için seferber olduklarını ve Hoca&#8217;yı da (Necmettin Erbakan) ikna etmeye çalıştıklarını açıklamıştı. Evet, bakmayın şimdi Tayyip Bey&#8217;in &#8216;Kanal 7 ile ilişkim yok&#8217; demesine, bu kanalın mimarı ve perde arkasındaki kurucusu bizzat kendisidir.&#8221;</p>
<p>O dönem Meclis Başkanı olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da Deniz Feneri&#8217;ne 5 Nisan 2007&#8242;de TBMM&#8217;de düzenlenen törenle &#8220;Üstün Hizmet Madalyası&#8221; vermişti.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fdeniz-feneri.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/deniz-feneri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugun Suriye Yarin Turkiye</title>
		<link>http://www.ozburun.net/bugun-suriye-yarin-turkiye.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/bugun-suriye-yarin-turkiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2011 09:06:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ozburun]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[CIA&#8217;nin artist kılıklı ajanı Anjelina Jule&#8217;nin mülteci çadırlarında ki şov&#8217;u.
Arkasından, İngiltere ve Fransa&#8217;nın Suriye&#8217;ye yaptırım için Birleşmiş Milletlere başvurusu, Amerika&#8217;nın kendi Senatosundan Esad ve altı yöneticisi için Suriye dışına çıkmama kararı vermesi.
Bunlara paralel olarak, Antakya&#8217;dan derlenen, Arapça bilen gizli servis elemanlarının Suriye içinde yürüttüğü faaliyetler. Ve bunların dünya basınında yazılması.
Tabii bu makale ve haberlerin hiç birisini holding medyası görmedi.
Türkiye seçim sarhoşluğu içindeyken, kazananlar kazanmanın verdiği güçle, Büyük Ortadoğu Projesinin Osmanlı ayağını gündeme getirdiler.
CHP ve MHP kendi derdine düşmüş, gündemlerinde Suriye diye bir şey yok. Meydanı boş bulan AKP, Amerika&#8217;nın kışkırtması, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CIA&#8217;nin artist kılıklı ajanı Anjelina Jule&#8217;nin mülteci çadırlarında ki şov&#8217;u.</p>
<p>Arkasından, İngiltere ve Fransa&#8217;nın Suriye&#8217;ye yaptırım için Birleşmiş Milletlere başvurusu, Amerika&#8217;nın kendi Senatosundan Esad ve altı yöneticisi için Suriye dışına çıkmama kararı vermesi.</p>
<p>Bunlara paralel olarak, Antakya&#8217;dan derlenen, Arapça bilen gizli servis elemanlarının Suriye içinde yürüttüğü faaliyetler. Ve bunların dünya basınında yazılması.</p>
<p>Tabii bu makale ve haberlerin hiç birisini holding medyası görmedi.<span id="more-29"></span></p>
<p>Türkiye seçim sarhoşluğu içindeyken, kazananlar kazanmanın verdiği güçle, Büyük Ortadoğu Projesinin Osmanlı ayağını gündeme getirdiler.</p>
<p>CHP ve MHP kendi derdine düşmüş, gündemlerinde Suriye diye bir şey yok. Meydanı boş bulan AKP, Amerika&#8217;nın kışkırtması, Suudi parasının sıcaklığı ve Sünniliğin verdiği iman gücü ile Suriye&#8217;nin içini karıştırıyor.</p>
<p>NATO&#8217;nun kara gücüne Suriye&#8217;de yumuşak zemin hazırlıyor. Aslında İsrail&#8217;e cennet hazırlamanın peşinde.</p>
<p>Suriye&#8217;ye karşı müdahale hazırlığı birçok işaret ile birlikte başlamıştı.</p>
<p>İlk işaret, İngiliz ve Amerikan konsolosluk görevlileri Suriye Türkiye sınırında, incelemelerde bulunmuştu. O günlerde yaptıkları açıklamalarda, niçin bu incelemeye gerek duydunuz sorusuna, Suriye&#8217;de yaşayan gayri Müslimleri buradan nasıl tahliye ederiz cevabını vermişlerdi.</p>
<p>Bu gün Suriye&#8217;den gelen mültecilerin hemen tamamı Sünni Arap&#8217;tır.</p>
<p>Karıştırmada, zaten ellerinde bulunan ve esas kullandıkları tek kaldıraç Sünni Alevi çelişkisidir.</p>
<p>Amerikan güdümlü El Cezire, Suudi beslemesi Arap televizyonları bu kışkırtma işinde hava kuvvetleri rolünü oynamıştır. Bizim medya, bilhassa holding medyası ön almıştır. Esad&#8217;a kaşı kampanya açmışlardır. Hala sürdürüyorlar.</p>
<p>Suriye&#8217;den yalan ve çoğu Batı medyasından alınmış, düzmece televizyon görüntüleri, filmlerden alınmış görüntüler v.s.</p>
<p>CIA&#8217;nin artist kılıklı ajanı Anjelina Jule&#8217;nin mülteci çadırlarında ki şov&#8217;u.</p>
<p>Arkasından, İngiltere ve Fransa&#8217;nın Suriye&#8217;ye yaptırım için Birleşmiş Milletlere başvurusu, Amerika&#8217;nın kendi Senatosundan Esad ve altı yöneticisi için Suriye dışına çıkmama kararı vermesi.</p>
<p>Bunlara paralel olarak, Antakya&#8217;dan derlenen, Arapça bilen gizli servis elemanlarının Suriye içinde yürüttüğü faaliyetler. Ve bunların dünya basınında yazılması.</p>
<p>Tabii bu makale ve haberlerin hiç birisini holding medyası görmedi.</p>
<p>Niye Antakya?</p>
<p>Suriye&#8217;den gelenleri Antakya&#8217;da ve Altınözü&#8217;nde öyle bir yere yerleştirdiler ki, Alevi Sünni çatışması Türkiye&#8217;ye yayılsın.</p>
<p>Antakya&#8217;da Türk vatandaşı Arap Alevilerinin yanı başına, Arap Sünnileri yerleştirmek, Suriye&#8217;deki mezhep çatışmasını Türkiye&#8217;ye taşımak demektir.</p>
<p>Sizin anlayacağınız, AKP İsrail&#8217;in rahatı için elinden geleni yapıyor.</p>
<p>Yeri gelmişken söylemek lazım, Mavi Marmara gemisi Gazze&#8217;ye RTE&#8217;nin emri ile artık gitmeyecek. Tabi İsrail rahat etsin diye&#8230;</p>
<p>Kızılay çadırlarında barındırılan Sünni Araplara, dışarıdan ateş açılmış. Bunu sizce kim yapmış olabilir? Neden orada provokasyon çalışmaları var?</p>
<p>Suriye&#8217;den gelen yetkililer, çadırdaki mültecileri Suriye&#8217;ye gönderin dediler. Cevap Kızılay&#8217;dan geldi. Daha çok mülteciyi barındırabiliriz dedi. Kızılay bu çağrıyı yaparken, kimin sözcülüğünü yapmış oluyor dersiniz?</p>
<p>Anlayacağınız, birileri daha çok Sünni Arap&#8217;ın Türkiye&#8217;ye gelmesini istiyor. Tıpkı Saddam zamanında Kürtleri Amerikan ajanları ve Türk ajanları ile kışkırtıp, beş yüz bin Peşmerge&#8217;nin Türkiye&#8217;ye gelmesinde olduğu gibi.</p>
<p>Biliyorsunuz Peşmergelerin gelmesinin hitamında Çekiç Gücün Irak&#8217;a yerleştirilmesinde olduğu gibi. 36.Paralel v.s.</p>
<p>Mübarek sanki fotokopi kağıdı konmuş gibi.</p>
<p>Şimdilik, Suriye Türkiye savaşı medya düzeyinde sürdürülmektedir.</p>
<p>RTE daha ileri adımlar atacak ama Rusya&#8217;nın pozisyonu belli değil diyor. Yoksa Obama&#8217;nın bir dediğini iki eder mi?</p>
<p>Rusya ve Çin&#8217;in Suriye&#8217;ye müdahale konusunda, Batıya karşı kararlı tutum takınması, Batının işini şimdilik zora sokmuş gibi gözüküyor.</p>
<p>Bu yazı ve önümüzdeki kışı, Suriye&#8217;nin iç işlerini daha fazla karıştırmak için hazırlık aşaması olarak değerlendirecekler.</p>
<p>Hem Avrupa&#8217;nın uğraşması gereken Libya var. Yunanistan ve İspanya gibi sürprizler var.</p>
<p>2011 yılı Amerika için çok tehlikeli bir yıl olacak. 2008 yılında girdiği krizden çıkayım derken, yeniden daha şiddetli krize girdi.</p>
<p>Kendisinin Suriye savaşına ayıracağı mali kaynak yok. Suudi Arabistan&#8217;ı mali kaynak, Türkiye&#8217;yi de askeri kaynak olarak planlıyor.</p>
<p>Hazır RTE gibi bir eşbaşkan bulmuşken, bu fırsatı değerlendirmek onun için en akıllı bir yol olur.</p>
<p>Ama bu hesabı bozacak ikiden fazla unsur var.</p>
<p>Meclis dışı muhalefet. Yani Türk halkı. İkincisi Rusya ve İran&#8217;ın takındıkları tavır.</p>
<p>İran medyası, eğer Türkiye Suriye&#8217;ye müdahale ederse, Amerika&#8217;nın Türkiye&#8217;deki üslerini vururum, dedi. Biliyorsunuz böyle şeyler erken zamanda resmi ağızlardan söylenmez. Medyadan söylenilir. Tıpkı Amerika&#8217;nı yaptığı gibi.</p>
<p>Amerika, Suudi Arabistan ve İsrail arkamda diye böyle bir maceraya girmenin sonu ne olur bilinmez.</p>
<p>Dün Irak, Afganistan, Libya bugün Suriye, yarın Türkiye olmasın?</p>
<p>Suriye&#8217;deki dirlik, Türkiye&#8217;deki birliktir.<br />
Bülent Esinoğlu Acikistihbarat
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fbugun-suriye-yarin-turkiye.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/bugun-suriye-yarin-turkiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Silivri&#8230;&#8230;&#8230;.</title>
		<link>http://www.ozburun.net/silivri.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/silivri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 May 2011 14:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[silivri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Silivri’ye son
gönderilen “terörist” lerdenim”… Evimde buldukları “silahlara” el
koydular; 30 yıllık meslek ajandalarım, bilgisayarım ve yayınlanmış (100
Yılın Hesabı-Türk’ü Tasfiye Projesi) kitabımın taslağı. Ve hangi suçu
işlediğimi söylemeden, hakkımdaki delilleri göstermeden beni Silivri’ye
tıktılar. Silivri’deki tek kadın gazeteci ve
anneyim!&#8230;
&#160;
Dağa
çıkmadım, silah kullanmadım, sadece ve sadece hak ve hukukumu yargıda aradım.
İşte gerçekte bu yüzden “terörist” ilan edildim.

&#160;

Değerli
Meslektaşım,
&#160;
Silivri’ye son
gönderilen “terörist”lerdenim”… Evimde buldukları “silahlara” el koydular; 30
yıllık meslek ajandalarım, bilgisayarım ve yayınlanmış (100 Yılın Hesabı-Türk’ü
Tasfiye Projesi) kitabımın taslağı. Ve hangi suçu işlediğimi söylemeden,
hakkımdaki delilleri göstermeden beni Silivri’ye tıktılar. Silivri’deki tek
kadın gazeteci ve anneyim!&#8230;
&#160;
Dağa çıkmadım,
silah kullanmadım, sadece ve sadece ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Silivri’ye son<br />
gönderilen <strong>“terörist</strong>” lerdenim”… Evimde buldukları<strong> “silahlara</strong>” el<br />
koydular; 30 yıllık meslek ajandalarım, bilgisayarım ve yayınlanmış <em>(100<br />
Yılın Hesabı-Türk’ü Tasfiye Projesi) </em>kitabımın taslağı. Ve hangi suçu<br />
işlediğimi söylemeden, hakkımdaki delilleri göstermeden beni Silivri’ye<br />
tıktılar. <strong>Silivri’deki tek kadın gazeteci ve<br />
anneyim!&#8230;<span id="more-25"></span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dağa<br />
çıkmadım, silah kullanmadım, sadece ve sadece hak ve hukukumu yargıda aradım.<br />
İşte gerçekte bu yüzden </strong>“terörist<strong>” ilan edildim.<br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p>Değerli<br />
Meslektaşım,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Silivri’ye son<br />
gönderilen “terörist”lerdenim”… Evimde buldukları “silahlara” el koydular; 30<br />
yıllık meslek ajandalarım, bilgisayarım ve yayınlanmış (100 Yılın Hesabı-Türk’ü<br />
Tasfiye Projesi) kitabımın taslağı. Ve hangi suçu işlediğimi söylemeden,<br />
hakkımdaki delilleri göstermeden beni Silivri’ye tıktılar. Silivri’deki tek<br />
kadın gazeteci ve anneyim!&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dağa çıkmadım,<br />
silah kullanmadım, sadece ve sadece hak ve hukukumu yargıda aradım. İşte<br />
gerçekte bu yüzden “terörist” ilan edildim. “Terörist” yapılıp, Silivri’ye<br />
tıkılmama yol açan davanın 2 Haziran’da duruşması var. Sizi, orada yanımda<br />
görmek istediğim için bu açık daveti yapıyorum. Bu vesileyle de “Dava açma<br />
terörist olursun” ya da “Dava açan teröristtir” sonucunu doğuran söz konusu<br />
davam hakkında size kısaca bilgi vermek istiyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Ergenekon” 1.<br />
İddianamesi eklerinde, Gazeteci Fatma Sibel Yüksek’le yaptığım telefon<br />
görüşmelerinin yer aldığını gördüm. O tarihte her ikimiz de zanlı, şüpheli veya<br />
sanık değiliz. Üstelik benim hakkımda dinleme kararı dahi yoktu. Buna rağmen<br />
iddianame ekindeki tapelerde açık kimlik bilgilerim, adres ve telefonlarım<br />
deşifre edilmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İki bayan<br />
gazeteci olarak Savcı Zekeriya Öz ve arkadaşları hakkında ayrı ayrı tazminat<br />
davaları açtık. Savcıların nerede yargılanacağı konusunda hukuki tartışmalar<br />
olduğundan da öncelikle Yargıtay’a başvurup görüş istedik. Yargıtay 4. Hukuk<br />
Dairesi oturumlu duruşma yaparak (Öz ve arkadaşları gelmedi, yazılı savunma<br />
gönderdi) talebimizi görüştü. Oy çokluğuyla Öz ve arkadaşlarının “görevini<br />
kötüye kullandığı”, ancak davanın normal Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi<br />
gerektiği sonucuna varıldı. Bu karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca da<br />
onaylandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dava açmamızla<br />
birlikte Fatma Sibel Yüksek “2. Ergenekon” İddianamesiyle sanık yapıldı”… Halen<br />
tutuksuz yargılanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Benim davam<br />
İstanbul Sirkeci Adliyesi 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.<br />
Hâkimin tüm yazı ve uyarılarına rağmen davalılar veya avukatları duruşmalara<br />
gelmediği gibi savunma da göndermediler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son duruşmamız<br />
1 Mart 2011’de idi. Bir önceki duruşmada Mahkeme hakkımda herhangi bir dinleme<br />
kararı olup olmadığının bildirilmesi (2007 yılı için) ve dava konusu telefon<br />
görüşme tapelerinin orijinalinin gönderilmesi talebiyle “Ergenekon<br />
Mahkemeleri”ne yazı yazmıştı. Ancak gelen cevapta, yazıların “sehven” başka<br />
mahkemeye gönderildiği yazıyor başka bir şey de söylenmiyordu. 1 Mart’taki<br />
duruşmada Mahkeme Başkanı “Ne yapacağız, nereye yazmamız gerekiyor? Siz muhatap<br />
mahkemeyi bulup, bize bildirir misiniz?” dedi. Ben de kabul ettim ve Alzheimer<br />
olan anneme baktığımdan aynı gün Ankara’ya döndüm.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve 3 Mart<br />
sabahı evim basılıp, gözaltına alındım. Ardından da tutuklanıp Silivri’ye<br />
kondum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Savcılık<br />
ifademi bizzat Zekeriya Öz aldı. İçeri girdiğimde ilk sözü ise “Benim hakkımda<br />
dava açtığınızdan haberim yoktu, ilgilenmiyorum” oldu. Ama ne hikmetse<br />
sorularının ilk bölümü hep dava konusu yaptığım 2007’ye ait o telefon<br />
konuşmalarımdı. O konuşmalarım suç idiyse, acaba tutuklanmam için neden 4 yıl<br />
beklendi ya da bu kadar süre “suç” işlememe göz<br />
yumuldu!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üzerinden<br />
yıllar geçtikten sonra ve sadece 5 ay haber-yazı yazdığım Odatv operasyonu<br />
kapsamında tutuklanmamdan çıkardığım yegâne sonuç şudur; Savcı ÖZ aleyhinde<br />
açtığım manevi tazminat davasının tutuklanmamda etkili olduğunu ve giderayak<br />
davada hasım olduğum Savcının talebiyle tutuklandığımı düşünüyorum. Oysa<br />
korkmasına gerek yoktu; birincisi bir hukuk adamı hukuktan korkmaz. İkincisi<br />
yasa zaten sadece Haberal’ın hakimleri için değil onun için de değiştirilmişti.<br />
Aksi halde Yargıtay’ın da onayladığı bizim dava “Ergenekon” da özel hayatları,<br />
haberleşme özgürlükleri lime lime edilen yüzlerce insana emsal olacak ve Savcı<br />
Öz torunlarının bile altından kalkamayacağı bir tazminat yüküyle karşı karşıya<br />
kalacaktı. Artık kurtuldu. Onun hukuksuzluklarının bedelini de şimdi devlet yani<br />
ben-bizler ödeyip tabiri caizse üste para vereceğiz”… Artık devlet ödeyeceği<br />
için o parayı istemiyorum&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zekeriya Öz ile<br />
davadaki hasımlığım dışında, yazdığım haber ve yazıların birilerine rahatsızlık<br />
vermiş olma ihtimalini de göz ardı etmiyorum tabii. Neler mi yazdım? Mesela;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-Başbakan<br />
Erdoğan’ın önceleri şiddetle reddedip sonra kabul ettiği “İmralı görüşmeleri”ni<br />
ortaya çıkardım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-Erdoğan’ın<br />
Yunan İstihbarat Servisi Başkanı ile çok gizli bir görüşme yaptığını yazdım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-Hanefi<br />
Avcı’nın kitabında yer vermediği ama benimle paylaştığı “Başbakan Erdoğan’ın<br />
Zekeriya Öz ve Osman Şanal’la gizlice görüştüğü” ya da “Örtülü ödenekten bir<br />
hanıma kürk alındığı” gibi çok çarpıcı iddialarını<br />
yazdım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-Sayın Abdullah<br />
Gül’e verilen Chatham House ödülünün anlam ve önemini<br />
yazdım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-Sayın Abdullah<br />
Gül’ün Anayasa Mahkemesi üyeliğine yaptığı “hülle” atamayı yazdım<br />
vs…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2010’da<br />
hakkımda dinleme kararı alınmış. Dosyama koyabildikleri; daha doğrusu sordukları<br />
iki telefon var; Biri Öcalan’ın avukatlarından birisiyle bir haber hazırlamak<br />
amacıyla yaptığım görüşme. Diğeri Türk Ocakları Ankara Şube Başkanı ile<br />
görüşmem. Bunlarda da suç unsuru olmayınca, bilgisayarıma, hala ne olduğunu<br />
bilmediğim ve görmediğim o “planları” yüklemeleri mukadder hale gelmiş<br />
anlaşılan!&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Değerli<br />
Meslektaşım;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte ben böyle<br />
“terörist” oldum!&#8230; Zekeriya Öz’le bu meşhur davamın 2 Haziran 2011’de saat<br />
11.00’de Sirkeci Adliyesi 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde duruşması var. Bana<br />
destek olmak ve bana da sahip çıkmak üzere lütfeder gelir<br />
misiniz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Silivri’den<br />
kucak dolusu sevgi, selam…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Müyesser<br />
Yıldız </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>NOT:<br />
</strong>Gelen de gelmeyen de şimdiden sağ olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ana gıdam<br />
simidi çok özledim. Gelecek olanlar simit de</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>getirir mi? Hep<br />
birlikte bir “İLERİ HUKUK VE DEMOKRASİ KAHVALTISI”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>yaparız!…
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fsilivri.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/silivri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Semer Vuran Cok Olur</title>
		<link>http://www.ozburun.net/semer-vuran-cok-olur.html</link>
		<comments>http://www.ozburun.net/semer-vuran-cok-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 May 2011 20:16:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baybora</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozburun.net/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[Ülke adım adım bölünmeye doğru yol alıyor…
Ve herkesin gözü önünde oluyor her şey!..
Hükümetin denetiminde, Öcalan’ın yaptığı plan doğrultusunda, Avrupa Birliği’nin dirayetinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nin gözetiminde…
Her gün biraz daha, bir adım daha atılıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü”ne bir omuz daha vuruluyor…
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadeleye yıllarını vermiş komutanları terörist suçlaması ile zindanlara atılırken, terörist başı ile masaya oturuluyor ve Türkiye’nin bir siyasal partisinin milletvekilleri Türk ordusuna kurşun atarken ölmüş bulunan PKK teröristlerinin cenaze törenlerine en ön safta yer alıyor…
Terörle mücadeleye hayatlarını adamış aydınlar, gazeteciler ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülke adım adım bölünmeye doğru yol alıyor…</p>
<p>Ve herkesin gözü önünde oluyor her şey!..</p>
<p>Hükümetin denetiminde, Öcalan’ın yaptığı plan doğrultusunda, Avrupa Birliği’nin dirayetinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nin gözetiminde…</p>
<p>Her gün biraz daha, bir adım daha atılıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “<strong>ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü</strong><strong>”ne</strong> bir omuz daha vuruluyor…<span id="more-22"></span></p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadeleye yıllarını vermiş komutanları terörist suçlaması ile zindanlara atılırken, terörist başı ile masaya oturuluyor ve Türkiye’nin bir siyasal partisinin milletvekilleri Türk ordusuna kurşun atarken ölmüş bulunan PKK teröristlerinin cenaze törenlerine en ön safta yer alıyor…</p>
<p>Terörle mücadeleye hayatlarını adamış aydınlar, gazeteciler ve generaller terörist ilan edilerek haklarında hiçbir hüküm yokken hücre cezalarına çarptırılıyor…</p>
<p>Ama öte yanda terör suçundan idam cezasına çarptırılmış Öcalan’ın kaldığı lüks mekânın dekorasyonu için milyonlar harcanıyor.</p>
<p>Soğukkanlı bir tavır ile gelişen olaylara bakıldığında, manzara vahimdir!.</p>
<p>Düşündürücüdür.</p>
<p>Ürkütücüdür!..</p>
<p>Ve bizce asıl önemli olan bu düşündürücü, ürkütücü ve vahim tabloya halkın alıştırılmış olmasıdır…</p>
<p>İnsanlarımız durumu neredeyse kanıksamıştır…</p>
<p>Oysa gözlerinin önünde Devlet çatırdamaktadır!..</p>
<p>Hukuk çarpıtılmakta, kurumlar yıpratılmakta ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti sallantılı bir sürecin içine doğru yuvarlanmaktadır…</p>
<p>Türkiye 3-5 gün sonra bir genel seçim yaşayacaktır…</p>
<p>Türkiye halkı bu çarpıklığa arka çıkacak veya karşı koyacak bir yönetimi [kendi iradesi ile] iş başına getirecektir.</p>
<p>Ama meydan nutuklarında birbirlerini yemekle meşgul olan siyasi parti liderlerinin ağızlarından bu vahim tabloya dair ciddi ve inandırıcı bir söz çıkmamaktadır.</p>
<p>Varsa yoksa kaset siyaseti…</p>
<p>Belden aşağıya vurmalar, tehditler, şantajlar… Meydanları kaplayan araçlar bunlardır.</p>
<p>Evet… Her insanın bir beli vardır.</p>
<p>O belin bir aşağısı ve bir de yukarısı vardır.</p>
<p>Bir insan, beline hâkim olamayabilir; ötekisi de bu gevşekliği fırsat bilip, siyaseten yararlanma yolunu seçebilir…</p>
<p>Sizce hangi tutum daha fazla ahlak dışıdır?</p>
<p>Hangi yöntem daha rezil bir insan profilini yansıtmaktadır?</p>
<p>Bir ülkenin Başbakanı [hukuka aykırı yollardan elde edilmiş] kasetler üzerinden siyaset yapmayı seçiyorsa, dağarcığında söyleyecek başka bir sözü kalmamış demektir…</p>
<p>Bir ülkenin Başbakanı, seçimden sonra bizzat değiştireceği Anayasa aracı ile bu ülkenin bütünlüğünü kendi elleri ile yok edeceğini üstü kapalı da olsa ifade edebiliyorsa, gerçek anlamda bu ülkenin Başbakan’ı [ve hatta insanı] değil demektir…</p>
<p>Ülkenin muhalefet partileri de benzer konumdadırlar…</p>
<p>Ülke bölünme tehdidi ile burun buruna gelmişken, bu en temel sorunu, üç-beş oy kaybetme endişesi içinde gündemin orta yerine taşımıyorsa… O siyasi parti bu ülkenin toplumsal muhalefetini temsil etmiyor demektir…</p>
<p>Ve bir ülkenin yöneticileri ülkelerini yönetme yeteneğine yeteri ölçüde sahip değillerse, Avrupa Birliği’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Pansilvanya’da sürgün yaşayan hoca efendilerin ülkenin yönetimine burunlarını sokmaları hiç de şaşırtıcı değildir.</p>
<p>Çünkü bildiğiniz gibi;</p>
<div>
<p>- <strong>Ülke uydu olmaya görsün, semer vuran çok olur…</strong></p>
</div>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.ozburun.net%2Fsemer-vuran-cok-olur.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=arial&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozburun.net/semer-vuran-cok-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

