Kırgız Efsanesi; Burana

-BURANA- Kırgızistan’da, Tokmok şehrinin güneyinde, sembol bir yapıdır Burana. Pişmiş kerpiçten yapılan bu eşsiz eser, üzerindeki işlemelerin güzelliğiyle de dikkat çekmektedir. 10 asırdan eski bu yapının bir hikâyesi vardır, onu anlatalım.
Bey’in dünyalar güzeli bir kızı oldu. Kız büyüdükçe daha da güzelleşiyor, güzelliği dilden dile yayılıyordu. Bey kızını çok seviyor, onun gelecekte mutlu olmasını her şeyden çok istiyordu. Bir gün kızını rüyasında görünce tüm kâhinlere, şamanlara haber saldı.

Bey’i dinleyen kâhinler kızın geleceğiyle ilgili hep güzel kehanetlerde bulundular. İçlerinden biri, ak sakallı bir şaman onlarla aynı fikirde değildi. Bey’den af dileyerek söz istedi ve kendi yorumunu yaptı.
“Bey’im affına sığınarak söylemek zorundayım ki güzel kızının bahtı pek kötüdür!” “Ne dersin sen ak sakallı? Lafı geveleme, açık açık söyle diyeceğini!” “İster kız, ister öldür ama gördüğüm odur ki güzel kızın evlenmeden, küçük siyah bir kurtçukun ısırmasıyla ölecek!”
Şamanın söyledikleri Bey’i öfkeden deliye çevirdi. Adamlarını çağırdı ve şamanın zindana atılmasını emretti. O akşam ve takip eden akşamlarda gözüne uyku girmedi. Aklında hep aynı soru vardı “Ya ak sakallı doğru söylüyorsa!” Sonunda bu şüpheye yenik düştü.
Dört bir yana haber saldı, isinin ehli mimarları, duvarcıları, ustaları getirtti. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yere bir kule yapılmasını emretti. Ustalar aylarca uğraştılar ve kuleyi yaptılar. Kulenin altına da bir zindan yapılmasını emretmişti. Ak sakallıyı oraya hapsetti.
Şamanı zindana getirirlerken Bey “Ak sakallı, kızım burada hapsolacak senin lanetli sözlerin yüzünden. Duvağıyla buradan çıkıncaya kadar, sen de burada hapis kalacaksın.” dedi. Şaman “Tanrı’nın çizdiği yazgıyı değiştiremeyiz ki Bey’im” dedi boynu bükük.
Yıllar geçti, güzel Bey kızı evlenecek çağa geldi. Bey elinde, kızının en sevdiği meyvelerin dolu olduğu büyükçe bir sepetle kızının yanına çıktı. Onu sultanlar gibi giydirecek kuleden aşağı indirecekti. Sonra da talipleri arasından kimi seçerse onunla evlendirecekti.
Neşeyle bu kutlu günün tadını çıkarıyorlardı. Kız kendisi için getirilen meyvelerden bir tane almak için elini sepete uzattı. Tam o sırada meyvelerin arasında gizlenmiş siyah bir kurtçuk kızın başparmağını ısırdı. Kız bu ısırığın etkisiyle kısa süre içinde can verdi.
Bey şamandan af dileyip serbest bıraktı. Tanrının yazgısı değişmezmiş dedi. Bu acıya daha fazla dayanamadı ve kızının ardından o da öldü. O gün bugündür Burana bozkırın ortasında, Tanrı yazgısını hatırlatmak için bir başına durmaktadır…
burana
Kaynak:Brudniy – Kırgız Efsaneleri