Meryem Suresi Ve Oksitosin:Zihin Kontrolu

İnsanların birbirine güvenmesinin temelinde oksitosin adli hormon vardır. İsviçre’deki Zürih Üniversitesinden Thomas Baumgartner, 2008 yılında bu hormonla bir deney yaptı.Deneye başlamadan önce katılımcıların bir bölümüne burun spreyinde oksitosin maddesi, diğer bölümüne plasebo verildi. Oksitosin hormonu verilen denekler, kendilerini bir cok kez aldatan yöneticiye hala inanmayi sürdürdüler.
Peki bu nasil oldu?
Oksitosin, sinir sisteminin ilgili bölümlerini ele geçiriyor ve onlara güven duygusu aşılıyor.Plasebo verilen denekler ise bir kaç yalanından sonra idareciye artık inanmamaya başladılar.Bu deneklerin MR’ını çeken doktorlar, oksitosin hormonunun, beynin iki bölgesinin etkinliğini azalttığını gördü. Bu bölümlerden ilki, öfke, üzüntü, korku ve iğrenme gibi olumsuz duygulardan sorumlu amigdala, diğeri davranışları düzenleyen striatumdu.
Oksitosin düzeyi yüksek insanların uzun yıllar iyi giden ilişkilere, ömür boyu tek eşli yaşamaya eğilimli oldukları belirtiliyor. (Anadolu Ajansı- 30 Mayıs 2008)
Maryland Üniversitesinden Sue Carter, bu hormonu tarla faresi ile dağ faresi üzerinde denedi.
Tarla fareleri üremek için uzun süreli ilişkiler kurarken, dağ fareleri önlerine gelenle çiftleşmekteler ve babalar yavruların büyütülmesine katkıda bulunmuyorlardi.
Carter bu iki türün farklı davranışlar sergilemesine yol açan asıl nedenin oksitosin olduğunu keşfetti.
Tarla farelerinin beyinlerindeki haz merkezlerinde çok sayıda oksitosin alıcısı varken, dağ farelerinde oksitosin alıcısının çok daha az olduğu, bu nedenle eşlerine daha az sadık olduğu tespit edildi.
Bir diğer ifadeyle, oksitosin hormonu düşük kimseler, eşlerinden güle oynaya boşanırken, oksitosin hormonu yüksek kimselerde ayrılık daha da sancılı olmaktadır.
Her iki örnekte de gördüğümüz gibi, oksitosin hormonu, kişinin, etrafındakilere güven duymasına neden oluyor. Bu nedenle oksitosin hormonunun bir diğer adı, “SADAKAT HORMONU” dur.
Oksitosin hormonu, özellikle kadınlarda önemli görevler üstlenmiştir.
Bu hormon, kadınlarda
1-Gebe kalmayı kolaylaştırır
2-Doğumu kolaylaştırır
3-Annelik duygusunu güçlendirir, kadını, bebeğine ve eşine bağlar
4-Anne sütü üretimini artırır.
Doğum sancılarını başlatmak amacıyla damar yolu ile oksitosin verilmesine halk arasında suni sancı denir. Bu teknik bugün hastanelerimizde uygulanmaktadır. Sentetik olarak üretilen oksitosin hormonu çok düşük dozlarda damardan verildiğinde, rahimde kasılmalara neden olmakta, böylece doğumu kolaylaştırmaktadır.
Tam da bu konuda Kuran’ı Kerim’de Meryem Suresi’nde ilginç bir olay anlatılmaktadır.
22- Nihayet (Allah’ın emri gerçekleşti) Meryem İsa’ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.
23- Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. Meryem “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” dedi.
24- Melek, Meryem’e, şöyle seslendi. “Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı. Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun.”
Allah doğum yapmak üzere olan bir kadından, hurma yemesini istiyor. Neden? Çünkü, bugün hastanelerde doğumu kolaylaştırmak için kullanılan oksitosin maddesi dünyada en bol miktarda hurmada bulunmaktadır.
Buradan da anlıyoruz ki, Melek, Hz. Meryem’in hurma yemesini sağlayarak, oksitosin maddesi aldırmış böylece Hz. İsa’nın doğumunun kolay olması sağlanmıştır.
Özetleyecek olursak OKSİTOSİN hormonu, insanın çevresiyle ilişkilerini ömür boyu etkileyen önemli bir hormondur.
Bu hormonun suni yollarla verilmesi, suistimale açıktır ve kötü ellerde istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Kişinin davranışlarını bir süreliğine de olsa bu yolla değiştirmek olasidir.
Örnegin bu hormon, ilac olarak verildiginde eliacikligi körüklemektedir.
Oksitosin verilen kimseler “kendisini daha rahat ve güvenli hissettiğini, başkalarına ve doğaya yakın olmaktan hoşnutluk duyduğunu” söylemişlerdir. (Seçimlerde dağıtılan köfte dönerler vb. yiyecekler hakkında dikkat etmek gerekir mi?)
Manavda, bakkalda satılan kimi meyve ve sebzeler içindeki bazı maddeler, insan davranışlarıni etkilemektedir. Çeşitli yollarla elde edilecek maddeler vasıtasıyla, daha büyük insan topluluklarının davranışları bir süreliğine de olsa değiştirilebilinir. Bu, planlı bir program dâhilinde daha geniş topluluklar üzerinde uygulanabilinir mi, üzerinde çalışılması gereken bir konudur.