Gene ben Şehit Bebek… Cennette saf tutmuş vatana katılan yiğitlerimizi beklemekteyiz. Alim Yarbay gene “Roket”lerinin başında. Roketler suskun… “Ölürüm Türkiyem” türküsünü söylemiyorlar.
Mustafa Kemal mareşal üniformasını giymiş, çizmeleri ayağında… Elindeki kamçı ile çizmelerine vurmakta….
Her taraf sessiz. Ne bir kuş ötüşü ne de bir çiçek kokusu duyuluyor … “Kan çiçekleri” açmış, taç yapraklarında “Şehidimin göz yaşları”
Aslında şehitler sessizce “TÜRKÜ” çağırıyorlar. Türkiye duymuyor..
ONLAR geldiklerinde sessizce kucaklayacağız onları. Neden buradasınız diye soracağız onlara, neden?..
AKP’ye uzanan kanallar tıkanmaya çalışılıyor…
Bir sanık aynı suçtan iki yerde yargılanamıyor. Türkiye’deki davada iddianame hazırsa, Almanya’da takipsizlik verilecek ve dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecek.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Almanya’daki ikinci “Deniz Feneri e.V” bağlantılı soruşturma kapsamında RTÜK eski Başkanı Zahit Akman, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Kahraman,
CIA’nin artist kılıklı ajanı Anjelina Jule’nin mülteci çadırlarında ki şov’u.
Arkasından, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye yaptırım için Birleşmiş Milletlere başvurusu, Amerika’nın kendi Senatosundan Esad ve altı yöneticisi için Suriye dışına çıkmama kararı vermesi.
Bunlara paralel olarak, Antakya’dan derlenen, Arapça bilen gizli servis elemanlarının Suriye içinde yürüttüğü faaliyetler. Ve bunların dünya basınında yazılması.
Tabii bu makale ve haberlerin hiç birisini holding medyası görmedi.
Silivri’ye son
gönderilen “terörist” lerdenim”… Evimde buldukları “silahlara” el
koydular; 30 yıllık meslek ajandalarım, bilgisayarım ve yayınlanmış (100
Yılın Hesabı-Türk’ü Tasfiye Projesi) kitabımın taslağı. Ve hangi suçu
işlediğimi söylemeden, hakkımdaki delilleri göstermeden beni Silivri’ye
tıktılar. Silivri’deki tek kadın gazeteci ve
anneyim!…
Ülke adım adım bölünmeye doğru yol alıyor…
Ve herkesin gözü önünde oluyor her şey!..
Hükümetin denetiminde, Öcalan’ın yaptığı plan doğrultusunda, Avrupa Birliği’nin dirayetinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nin gözetiminde…
Her gün biraz daha, bir adım daha atılıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü”ne bir omuz daha vuruluyor…