Türklerde Kutsal Hayvanlar

Türkler’de “kurt, öküz, geyik, at, aslan, kartal, balık, deve, kaplan, ayı, samur” vb. hayvanlar kutsal sayılmıştır. Bu hayvanlardan bazıları “Hayvan-Ata” inanışı kapsamında kutsal varlıklar olarak düşünülmüş ve çeşitli Türk boylarının soyunun kaynağı olan hayvanlar olarak görülmüştür.

> Göktürk türeyiş destanında görülen kurt motifi, tuğlar ve bayrakların tepesinde yer alma yoluyla bir devlet sembolü olmuştur. (s. 115) Bunun yanında kurt, rehber ve kurtarıcı işlevlerinde de karşımıza çıkar.

> Kutadgu Bilig’de yiğitlik ve hakanlığın alp’lık tanımı da Gök Kurt, yani Gök Böri deyimiyle yapılmıştır. Bunun yanında Pars da yer alır. (s.119)

> Gök yeleli (kök cal) Bozkurt, Türk destanlarında büyük bahadırların ünvanı idi. (s. 121)

> Dede Korkut Kitabı’nda “Kurd yüzü mübarekdür.” ifadesi geçer ve kurt ile haberleşilir. (s.122)

> Manas Han için “Kurt gözlü (börü köstü), boz (kuu) bıyıklı” ifadesi kullanılmıştır. (s.125)

> Türk kültüründe, kurt yanında, bazı Türk boylarının kartaldan türediğine inanılmıştır. Çin kaynaklarında “Şato (Türklerinin başkanı) bir kartal yuvasında doğdu” ifadesi geçmektedir. (s. 131)

>Türk kültüründe doğan da hakanların ve yiğitlerin bir sembolü olarak kullanılmıştır. Elinde doğan tutan Osmanlı padişahların minyatürleri yapılmıştır. (s.127)

> Bazı doğan türleri (Tuğrul, Çağrı, Sungur, Şahin, Laçın gibi) Oğuz boylarına isim olmuş ve devlet arması / simgesi olarak kullanılmışlardır. (s.127-128)

> Radloff’un “Türk Halk Edebiyatından Örnekler adlı eserinde “Tuğ”un bir boz doğan ile birlikte gökten düştüğü ifade edilir. Bu, ‘Tanrı Türklerin devlet, ikbal ve hakimiyet için buyruğunu bir boz doğanın pençeleri ile gönderdiği’ şeklinde yorumlanmıştır. (s.128)

> Geyiğin, kahramanı nişanlısına götürme motifi Türk destan ve hikayelerinin en önemli motiflerindendir. Dede Korkut Kitabı’nda da Beyrek, bir geyiği kovalayarak nişanlısı Banı Çiçek’in otağına ulaşmıştır.

> Türk düşünce sisteminde geyik, bir “yer ruhu” olarak da görülür. Dağların, vadilerin ve sarp kayalıkların görünüp kaybolan sihirli ve güzel bir hayvanıdır. Kurt göklerin, ala-geyik ise yerlerin sembolü ve ruhu olarak görülmüştür. (s. 102-103)

> Teleüt Türklerinde her şamanın bir ervahı var idi ve buna “Tın-bura” deniliyordu. Tın, ruh demektir. “Bur-Pur” ise, Kuzey Türk ağzılarında geyik veya ren geyiği anlamındadır. ( s. 108)

> Kuzey-Batı Sibirya’daki Samoyedler arasında da her şamanın bir ren geyiği vardır. Bunun, geyik şeklinde bir ruh olduğuna inanılır. Geyik ölünce şaman da ölür. (s.108-109)

> Bazen mücadele edilen, bazen yol gösterici olan, bazen binek olarak kullanılan ve kutsal sayılan, bazen de yerilen ve kötünün simgesi olarak kabul edilen hayvan sembolleri Türk anlatı dünyasında çokça karşımıza çıkmaktadır. Bu duruma gösterilebilecek en iyi örneklerden birisi Oğuz Kağan Destanı’nda geçer. Oğuz Kağan’ın doğumundan sonrası tasvir edilirken, vücudu Türk kültüründe önemli bir yeri olan hayvanlara benzetmeler yapılarak gözlerde canlandırılmaya çalışılır: “Ayakları öküz ayağı gibi; bileği kurt bileği gibi; omuzları samur omuzu gibi; göğsü ayı göğsü gibi idi. Vücudu baştan aşağı tüylü idi.” Oğuz Kağan’ın bu hali, toplum tarafından kutsal kabul edilen bu hayvanlara benzetilerek, Oğuz Kağan’ın da kutsallığı vurgulanmaya çalışılmıştır.

>Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi I-II, Türk Tarih Kurumu Basımevi , Ankara 1995
Türk Halk Bilimi