Yayuci ve Körmös

Kişi doğacağı zaman Bay Ülgön oğluna, emir verir, o da babasının emrini yerine getirir ve atalarının yalvarması üzerine doğumu Yayuçilerden birine verir, bu da Süt-Ak Köl’ den yaşam gücü alarak yeni doğanı dünyaya çıkartır ve yeryüzünde yaşadıkça yardım ederek kişinin yanında bulunur.

Kişinin doğacağını bilen Erlik ise, doğuma engel olmak amacıyla bir Körmös gönderir. Körmös doğuma engel olmaya, bunu yapamazsa hiç olmazsa zorlaştırmaya çalışır, zavallı ana bu yüzden ağır sancılar
içinde kıvranır. Buna bakmadan doğum başarı ile sona ererse bile Körmös yeni doğanın yanından ayrılmaz ve onu Erlik’in buyruğu gereğince yer yüzünde yaşamı boyunca izler.
Böylece kişinin yanında sürekli olarak iki yoldaşı bulunur: sağ omuzu yanında Yayuçi, sol omuzunda Körmös. Bunların her ikisi de kişiyi bütün yaşamı boyunca durmadan izlerler. Yayuçi, kişinin
iyi hareketlerini, Körmös ise kötü işlerini yazar. Sonunda, Erlik kişinin yaşam gücünü yıkmaya başarılı olduğu zaman, yani ölüm kişiye ulaşınca, Körmös, kişinin daha yaşamakta olan ruhunu aşağıdaki dünyanın yedinci katına kadar sürükleyerek Erlik’ in karar kürsüsü önüne götürür. Burada, Yayuçi ve Körmös adlı bu iki yoldaş, ölenin hareketleri hakkında tanıklık ederler. Eğer kişi kötülükten daha çok iyilik yapmışsa, Erlik’ in ona gücü yetişmez. Körmös onu terkeder ve Yayuçi de onu karanlıklar
diyarından alarak yukarıya çıkarır. Kötü kişinin ruhunu ise Yayuçi terkeder, ve Körmös de onu, aşağıdaki dünyanın, korkunç cehennemin bulunduğu en alt katına kadar sürükler. Burada kaynayan ziftle doldurulmuş kocaman bir kazan vardır ki, Körmös, günahkar insanın ruhunu bunun içine atar. Bir zaman sonra ruh, kaynayan ziftin üzerinde belli bir dereceye kadar yükselir. Yer yüzündeki hayatları sırasında hiç iyilik yapmamış olan en ağır günahlılar, sonsuza kadar yerin altında kalırlar; günahı tarafından daha az aşağıya sürüklenen kimsenin ruhu ise, saçı ile başının tepesi kazandaki kara akıcı maddenin üzerinde görünecek şekilde yukarıya doğru yükselir. İyilikleri fazla olan insanlar daha az batarlar, öyle ki, başlarının saçla örtülü kısmı tamamen kazanın dışında kalır. İnsanın iyi emelleri ne kadar çoksa, kazandan yükselmesi de o kadar fazla olur, örneğin, bazılarının alnı, bazılarının kaşları, gözü, burnu, ağzı, çenesi ve boynu ile birlikte bütün başı gözükür. Demek oluyor ki, insanın hayatında
yaptığı iyi işler ölümünden sonra da kaybolmuyor ve Erlik’in korkunç cezası ve laneti de sonsuz değildir. Gökteki mutlu kimseler, günahkarlardan kabul ettikleri iyilikleri unutmazlar, onlar ve günah işlemiş kimsenin ataları, orada acı çeken hayırseverlere yardım etmek amacıyla kendi Yayuçilarını cehenneme
gönderirler. Yayuçi, iyilik yapmış olan ve kendisinin eski koruyucusu sayılanın ardılını ziyaret ederek onu saç örgüsünden yakalar (işte bunun için her Kalmık’ ın başında bir örgü vardır) ve onu kaynayan ziftten çekip çıkarmaya çalışır. Yayuçi’nin kuvveti, günahkar tarafından işlenmiş olan iyilikler oranında artar
ve böylece onu gittikçe yükseklere kaldırır. Günahkar kimseyi kaynayan sıvıdan büsbütün çekip çıkarabildiği zaman, onu kendi kollarına alarak yukardaki dünyaya götürür.

Kaynak:
Prof. Dr. Wilhelm Radloff
TÜRKLÜK VE ŞAMANLIK